« Önceki | Sonraki »
Rusya'nın Dağıstan Bölgesi'nde Mahaçkale'de yaşayan bir ailenin daha bir yaşına bile gelmemiş bebeğinin vücudunda ortaya çıkan Arapça yazılar ülkedeki günün en çok konuşulan konuları arasına girdi.
Vücudunda farklı Arapça yazılar çıkan bebek, bilim adamlarını şaşkına çevirdi.
Rusya'nın Dağıstan Bölgesi'nde bulunan Mahaçkale'de yaşayan bir ailenin daha bir yaşına bile gelmemiş bebeğinin vücudunda ortaya çıkan Arapça yazılar ülkedeki günün en çok konuşulan konuları arasına girdi.
Doğduktan iki gün sonra bebeğin vücudunda yazıların ortaya çıkmaya başladığını söyleyen anne ve babası ortaya çıkışında bebeğe oldukça acı veren yazıların kendilerini şok ettiğini açıkladı.
Genellikle Pazartesi ve Cuma günleri farklı yazıların ortaya çıktığı belirtilen bebekte son çıkan yazıda ise; "İşaretlerimi insanlara gösteriniz" yazdığı tespit edildi. Doktorlar durumun görülmemiş bir vaka olduğunu belirtirken, bilimsel bir açıklamasının da bulunmadığını söylediler.
İŞTE O GÖRÜNTÜLER
Faydalı İnsan Projesi ödül getirdi
Faydalı insan projesiyle dikkat çeken eğimci Mehmet Akman’a Gaziantep Yesemek Rotary Kulübü Meslek Hizmet Ödülü verdi. Düzenlenen törende toplumsal kalkınmaya bireysel desteklere önem verdiğini ifade eden Yesemek Rotary Kulüp Başkanı Ömer Demir “Ulusal kalkınma hamlesinde bireysel çabalar büyük önem taşır. Eğitimci Mehmet Akman’ıyürektenkutluyorum” dedi.
Kötü alışkanlıklara sahip olan çocukların bu alışkanlıklarından vazgeçirilmesi yönünde önemli bir proje olarak kamuoyundan büyük taktir toplayan Faydalı İnsan Projesinin mimarı eğitimci Mehmet Akman Gaziantep Yesemek Rotary Kulüp tarafından meslek hizmet ödülüyle ödüllendirildi. Düzenlenen törende çok duygulandığını ifade eden Akman “Yesemek Rotary Kulübü başkan ve üyelerine teşekkür ediyorum. Bu güne kadar aldığım en anlamlı ödül bu ödüldür” dedi. Hizmet ve hizmet edenleri daima desteklediklerini ifade eden Yesemek Rotary Kulüp Başkanı Ömer Demir “Faydalı insan projesi gerçekten bir çok kötü alışkanlığa sahip olan özellikle çocuklarımızın geliştirilesi ve bu alışkanlıklarından kurtarılması için önemli bir çalışmadır. Kendisi eğitimin içerisinde olan ve insan yetiştirerek toplumun geleceğine mimarlık yapan hocamız Mehmet Akman’ı yürekten kutluyorum. Kulübümüz sosyal sorumluluk projelerinin hepsini yürekten desteklemektedir. Bu tür çalışmalar temiz toplum yaratılmasında da önemli rol oynayacaktır. Bizlerde bu projenin en önemli destekçileri arasında yer alacağız” dedi.
OLAYHABER
Prof. Tarhan'ın resmi ideoloji teşhisi:
Tehdit kokan Cumhuriyet nutuklarını ve korku üzerine oluşturulmuş resmi ideolojiyi
sorgulamak ve özeleştiri yapmak gerekmiyor mu? Not: Her farklı düşünceye ‘Karşı devrim’ diyenler bu yazıyı okumasınlar.
Hükümet de gerçek demokrasi istiyorsa artık gereğini yaparak üçlü kararname ile TSK’daki çürükleri temizlemelidir.
Bir büyük şirket düşününüz, dev ve uluslararası büyüklükte, şirket çeşitli nedenlerle geriledi ve iyi yönetilemedi. Daha sonra şirket yönetiminin çocukları yönetimi devraldılar, şirketi kurtardılar ve yeniden yapılandırdılar.
Bu durumda yönetimin devamında üç davranış biçimi ve üç yöntem vardır. Sayacağım sosyopsikolojik tavırlar (attitudes) birey, şirket ve ülke yönetimleri için geçerlidir.
Sağlıklı değişim yolu
Birincisi babalarına saygı gösterip onları onurlandırıp hem olumlu hem olumsuz yönlerini görerek onların hatırasını ‘minimalize’ ederek ama reddetmeyerek yaşatmak. Bu seçenekte değişim travması çözülür düşmanlık ve suçluluk duyguları oluşmadan cenaze defnedilir, yas yaşanır şirkette iç barış oluşur, vicdanlar rahat olduğu için evlatlarda iç huzur vardır. Baskın duygu özgüven ve empatidir. ‘Varoluş anksiyetesi’ yani varoluş, doğuş ve değişim travmasının sıkıntı ve kaygısını sağlıklı bir şekilde aştıkları için iç barış içinde yönetilirler birlik ve beraberliği sağlayabilirler.
Hatalı yöntem baba kompleksli uygulama
İkincisi varoluşunu babasına düşmanlık üzerine oturtup onun bütün hatıralarını silmek ve kendine yeni bir düzen kurmak için babayı kötüleme ve karalama ile hareket etmektir.
Aile şirketleri böyle davranırsa ‘baba kompleksi’ içinde hareket etmiş olurlar. Baskın olan arka plan duygular korku, açgözlülük ve bencillik yani empati yoksunluğudur.
Özgüven eksikliği olan ve kendi egosunu kutsallaştırarak var olmaya çalışan bu tarz kişiler ‘varoluş anksiyetesi’ni yönetip çözemedikleri için hep huzursuzdurlar. Kendi içlerinde huzur olmadığı için yönettikleri şirkette ve devlette iç huzur olmaz yeni ayrılıklar yaşanır.
Diğer hatalı uygulama ‘kutsallaştırma yöntemi’
Üçücüsü babalarının hatalarına rağmen yeni kurulan şirkette aynı hataları devam ettirmek babasını ‘mumyalaştırarak’ kutsallaştırmak. Yeni çözüm üretmeye engel olacak biçimde babayı ‘yeryüzü tanrısı’ gibi idealize etmek varoluş ve bireyselleşmeyi gerçekleştirememektir.
Varoluş için özgüvene sahip olamayan bağımlılık duyguları yüksek ‘paternalist’ yani babacı, babayı ve atayı kutsallaştıran anlayışlar kendi çözüm ve modernizmini oluşturamadığı için iç huzur sağlayamazlar. Zamanın ruhuna uygun değişim gerçekleştiremedikleri için kendileri ile birlikte şirketleri de zarar görür. Küresel rekabette yenik düşerler.
Türkiye’de resmi ideoloji ‘Paternalist’tir.
Batı dünyası kendi modernizmini geliştirirken varoluş anksiyetesini yöneterek çağdaşlık standartlarını oluşturmuşlardır. İngiltere, Hollanda gibi kuzey demokrasileri monarşiyi minimalize etmiş fakat yok etmeyerek en sağlıklı geçişi yapmışlardır. Fransızlar baba kompleksi içinde çatışmalı jakoben, giyotinli değişimler yaşamış iç huzur için sürekli ikinci üçüncü Cumhuriyetler geliştirmeye çalışarak modernleşme yolunda ilerlemiştir. Türkiye ise Cumhuriyetin başında ‘Baba kompleksi’ ile hareket ederek Osmanlı düşmanlığı üzerinde varoluşunu yaşatmaya çalıştı. Fakat empati yoksunluğu ile ‘bölünme ve irtica’ gibi korkular üzerine oluşan sistem nedeniyle iç huzur bulamamıştır. Fransa’nın 1800’lü yıllardaki birinci cumhuriyet dönemini tarzını seçerek, korktuklarını gerçekleştirecek tavır içinde bulunmuştur.
‘Babam bilir’ tarzı yönetimi hak etmiyoruz
1950’de Tek Parti Cumhuriyetinden sonra yaşanması gereken değişimi yine yaşayamadık ve fırsatı heba ettik. Türkiye, halen Cumhuriyetin kuruluşunda geliştirdiği o tarihlerin güncel ideolojisini resmi ideoloji adı altında mumyalaştırmış, kutsallaştırmış değişime direnerek varoluş anksiyetesini çözememiştir.
Paternalist yaklaşımlar özeleştiri yaptırmaz ve gelişmeyi engeller yazılı olmayan kuralları, inançları ve kutsalları vardır. Bu nedenle travmayı çözemez. Ünlü ve Politik Psikoloji çalışmaları ile tanıdığımız Prof. Vamık Volkan “Türkiye Osmanlı’nın ve Atatürk’ün yasını tutmayı başaramamıştır” derken haklıdır.
‘T.C.’ Osmanlı sonrası baba kompleksi ile hareket ederek modernizmi iç barışı bozacak şekilde yönetmiştir. 1950 sonrasında ise çok partili Cumhuriyete geçerken paternalizm yani babacılık ile hareket ederek tek parti dönemindeki değerleri mumyalaştırarak ve kutsallaştırarak değişime direnmektedir.
Aydınlar çifte standartlı
Bunun nedeni toplumdan çok, güvendiğimiz aydınların çifte standardıdır. Yöneticilerin kendi menfaatlerini ülkenin menfaatinden önce tutmalarıdır.
Kendi kurulu düzendeki çıkarları nedeniyle direnen resmi ideolojinin yanlışlarına toplum umursamaz davranmamalıdır. Böyle davrandıkça haksız yöntemlerden kurtulmamız zordur. Seçimden seçime irade beyan etmekten öte ülkenin katılımcı ortağı gibi davranıp yanlış düşünen yöneticilere yeter demek gerekir.
1950’lerde metedolojisini aldığımız demokrasinin ideolojisini de almalıyız. Resmi ideolojimiz demokrat değildir.
Cuntacılar hesaba çekilmeyecek mi?
Ordumuz 87’nci yıla girerken en sıkıntılı Cumhuriyet Bayramını kutluyor. Abartılı özgüven işareti olan ‘Güçlü Ordu Güçlü Türkiye’ sloganı hataların devam edeceği işaretini veriyor ve endişeliyiz. Başkalarının acısı üzerinde huzur olmaz. Ordumuzun güçlü olması hepimizi mutlu eder ama vatandaşın üzerinde sopa gibi sallanarak ve korkutarak düzeni sağlayacaklarını zannedenler yanılıyorlar. Gerçek otorite korku uyandırarak değil güven uyandırarak sağlanır.
Türkiye gemisindeyiz ve kaptanın hatasına artık göz yummamalıyız. TSK içindeki çetelerin devamında toplum olarak “Benim sorumluluğum yok mu?” demeliyiz. İç barış istiyorsak özeleştiri yapabilmeliyiz. Hükümet de gerçek demokrasi istiyorsa artık gereğini yaparak üçlü kararname ile TSK’daki çürükleri temizlemelidir.
Ülke bizim, ordu bizim, Cumhuriyet bizim. Tabii mülkiyetin gereğini yaparsak.
Hepimizin Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun
Prof. Dr. Nevzat Tarhan - Haber 7
ntarhan@gmail.com
Yahudiler ve dünya hırsı:
Hem anla ki, adâvet kadar hayat-ı İslâmiyeye en müthiş bir maraz-ı muzır dahi, hırstır.
Hırs, sebeb-i haybettir ve illet ve zillettir; ve mahrumiyet ve sefaleti getirir. Evet, her milletten ziyade hırsla dünyaya saldıran Yahudi milletinin zillet ve sefaleti, bu hükme bir şahid-i kâtı'dır.
Evet, hırs, zîhayat âleminde en geniş bir daireden tut, tâ en cüz'î bir ferde kadar sû-i tesirini gösterir. Tevekkülvâri taleb-i rızık ise, bilâkis medar-ı rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir. İşte, bir nevi zîhayat ve rızka muhtaç olan meyvedar ağaçlar ve nebatl
ar, tevekkülvâri, kanaatkârâne yerlerinde durup hırs göstermediklerinden, rızıkları onlara koşup geliyor. Hayvanlardan pek fazla evlât besliyorlar. Hayvânat ise, hırsla rızıkları peşinde koştukları için, pek çok zahmet ve noksaniyetle rızıklarını elde edebiliyorlar.
Hem hayvânat dairesi içinde zaaf ve acz lisan-ı hâliyle tevekkül eden yavruların meşru ve mükemmel ve lâtif rızıkları hazine-i rahmetten verilmesi; ve hırsla rızıklarına saldıran canavarların gayr-ı meşru ve pek çok zahmetle kazandıkları nâhoş rızıkları gösteriyor ki, hırs sebeb-i mahrumiyettir; tevekkül ve kanaat ise vesile-i rahmettir.
Hem daire-i insaniye içinde her milletten ziyade hırsla dünyaya yapışan ve aşk ile hayat-ı dünyeviyeye bağlanan Yahudi milleti, pek çok zahmetle kazandığı, kendine faydası az, yalnız hazinedarlık ettiği gayr-ı meşru bir servet-i ribâ ile bütün milletlerden yedikleri sille-i zillet ve sefalet, katl ve ihanet gösteriyor ki, hırs maden-i zillet ve hasârettir. (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, s.262)
Bediüzzaman Said Nursi
SÖZLÜK:
ADÂVET : Düşmanlık, kin. 
HAZÎNE-İ RAHMET : Rahmet hazînesi.
HIRS : Açgözlülük, kanaatsizlik.
İLLET : Yara, hastalık vücut ağrıları.
KATL : Öldürmek.
MÂDEN-İ ZİLLET VE HASÂRET : Aşağılık ve zarar sebebi, kaynağı.
MARAZ-I MUZIR : Zararlı hastalık.
SEBEB-İ HAYBET : Kayıp ve mahrumiyet sebebi.
SERVET-İ RİBÂ : Faiz serveti.
SÛ-İ TESİR : Kötü tesir, etki.
SİLLE-İ ZİLLET VE SEFÂLET : Aşağılama ve horlanma tokadı.
ŞÂHİD-İ KATI' : Şâhitliğinden şüphe edilmeyen.
ZÎHAYAT : Hayat sahibi, canlılar.
ZİLLET : Aşağılık, horluk, alçaklık.
risalehaber
Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesinde arkadaşını ziyarete giden bir kişi tadilat yapılan fırının ikinci katından düşerek hayatını kaybederken, olay anı güvenlik kameraları tarafından saniye saniye görüntülendi.
HACKER TARİHİNDE REKOR
DTP'nin resmi sitesi gece 9.00 - 10.00 saatlerinde hacklendi.mesajları kaldıran olmadı. Sitenin webmaster'ı sabah 9.30'da o mesajı kaldırabildi. DTP'NİN 12 SAAT HACK'Lİ KALMASI hacker rekorlar kitabına geçecek gibi görünüyor.
İŞTE O GÖRÜNÜM..
ÖTE YANDAN D.BAKIR SİTESİNEDE AYRI ŞOK.!
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin resmi internet sitesi hacklendi. Kendilerine 'psigoking' ve 'bulunmazkisi' adı veren bir hacker grubu, DTP'li Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin resmi internet sitesi olan 'http://www.diyarbakir-bld.gov.tr'yi hackledi.
İŞTE O GÖRÜNÜM.!
İbrahim Canan'ı Binlerce Seveni Ebediyete Uğurladı
Sancaktepe'de, önceki gün geçirdiği trafik kazasında vefat eden İlahiyat Profesörü İbrahim Canan'ı son yolculuğuna binlerce seveni uğurladı. Ailenin isteği üzerine Prof. Dr. Suat Yıldırım'ın cenaze namazını kıldırdığı İbrahim Canan, defnedilmek üzere Eyüp Sultan Mezarlığı'na götürüldü.
Önceki gece Sancaktepe'de meydana gelen trafik kazasında vefat eden Prof. Dr. İbrahim Canan'ın cenazesi, uzun yıllar görev yaptığı Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii'ne getirildi. Cenazeye; eşi Zarife Canan, çocukları, akrabaları, dostları, öğrencileri ve binlerce seveni katıldı. Cenaze namazını ailenin isteği üzerine Prof. Dr. Suat Yıldırım kıldırdı. Avlu ve bahçe tamamen doldu. Kalabalıktan dolayı cenaze namazı cami içerisinde kılındı. Namazın ardından Suat Yıldırım kısa bir konuşma yaptı. Ardından Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Raşit Küçük de, cenaze namazına katılanlara seslendi.
Helallik alınmasının ardından İbrahim Canan'ın tabutu, eller üzerinde taşınarak camiden çıkarıldı. Kalabalık cemaatin elleri üzerinde hareket eden tabut cenaze aracına ulaştı. Canan'ın cenazesi defnedilmek üzere Eyüp Sultan Mezarlığı'na götürüldü.
İbrahim Canan Kimdir?
Karaman'ın Ermenek İlçesi Küçükkarapınar Köyü'nde 1940 yılında doğan İbrahim Canan'ın 6 kızı, 1 oğlu ve 8 torunu bulunuyor. Kayseri ve Akşehir'de orta dereceli okullarda öğretmenlik yaptıktan sonra 1972'de Atatürk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi'nde öğretim üyesi oldu. Uzun yıllar Paris'te eğitim gördü. En önemli eserleri arasında Hadis ilminin en temel kaynağı kabul edilen "Kütüb-ü Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi" bulunuyor. Canan, "Resulullah'a Göre Okul ve Ailede Çocuk Terbiyesi" adlı eseriyle 1979'da Türkiye Milli Kültür Vakfı Ödülü'nü aldı. İki yıl önce Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden emekli olan Canan, yurtiçi ve yurtdışında konferanslar vermeye devam ediyordu.
Altın
GAZİANTEP İL HARİTASI
|
DUYURU PANOMUZ |
|
|