Özel Arama

« Önceki |

27/11/2009

HARAM DİYE 700 MİLYARI REDDETTİ

HELAL OLSUNHELAL OLSUN


Haram diye 700 bin TL'yi almadı

Dünya Şampiyonu motosikletçi Kenan Sofuoğlu, inancı gereği iddaa'dan kazandığı 700 bin TL'nin kuruşuna bile dokunmadı.

BİR KURUŞUNA BİLE DOKUNMADI
Motosiklette Dünya Şampiyonu olan ‘ilk Türk’ Kenan Sofuoğlu, Türkiye’de adına bireysel iddaa oynanan ‘ilk
sporcu’ olmanın bedelini ağır ödedi. Dünya Supersport Şampiyonası’nda 2 yıl önce zirveye çıkan, geçen sezon ise 3. olan Sofuoğlu, ‘inançları gereği’ iddaa’dan isim hakkı olarak kazandığı 700 bin TL’nin ‘bir kuruşuna’ bile dokunmadığı halde yardım için peşine takılanlardan bunaldı, artık iddaa’dan para kazanmak istemediğini açıkladı.

Sofuoğlu, “Ben ve ailem itikatlı insanlarız. Bu nedenle iddaa’dan gelen bahis parasına dokunmadık. Alnımın teriyle kazanmadığım parayla işim olmaz. Bu paranın 300 bin TL’sini okul yapımı için bağışladım, gerisi iddaa’da duruyor. Bu parayı da böyle hayırlı işler için
kullanacağım. Fakat bundan sonra isim hakkı parası istemiyorum” dedi.

SERVETİM FİLAN YOK
Devletin iddaa üzerinden kendisine verdiği destek için müteşekkir olduğunu ancak bu nedenle başının çok ağrıdığını, para isteyenler yüzünden memleketi Sakarya’da sokağa bile çıkamaz hale geldiğini ifade eden şampiyon sporcu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çok param olduğu için hayır yapıyorum sanıyorlar. Şimdiye kadar hep bu konuşuldu ancak benim neden parayı almadığım hiç konuşulmadı. Biz bunu açıklamak istemedik. Fakat artık çok üstümüze gelindi. Bu parayı almadık bile. Okul yaptırdığımı duyan, gelip ‘Bize de ver’ diyor. Ben okulu hayır olsun diye değil, elimdeki para ihtiyacı olanlara gitsin diye yaptırıyorum. Yoksa servetim filan yok.”

DEVLET ÖDÜL VERSİN
Ankara’ya giderek yetkililerle görüşeceğini ve iddaa’dan bu şekilde para kazanmak istemediğini anlatacağını belirten yıldız sporcu,
devletten kendisine yardım edecekse direkt yollardan veya sponsorluk şeklinde para vermesini istedi. Sofuoğlu, “Takımım Ten Kate Honda’da yeni takım arkadaşım yarışmak için 300 bin euro getirdi. Benim doğru dürüst bir sponsorum bile yok. Bana ya ödül verilsin ya da sponsorluk yapılsın” diye konuştu. Türkiye’de bu yöndeki ilginin kendisini bunalttığını ifade eden Sofuoğlu, yaşananlar yüzünden konsantrasyonunun bozulduğunu ve gelecek sezon Türkiye’ye gelmeyi düşünmediğini söyledi, “Sezon boyunca Hollanda’da alacağım. Ailemle de orada görüşeceğim” dedi.

BABASI DA DERT YANDI
Sofuoğlu’nun yaşadıkları ailesini de sıkıntıya soktu. Kenan’ın babası İrfan Sofuoğlu, “Bahisten gelen paranın bir lirası bile kursağımızdan geçmediği halde oğlum bunalıma girdi. Sakarya’ya uğramak bile istemiyor. Bu bizi de çok üzüyor. Zira iki oğlumuzu zamansız kaybettik, Kenan’dan başka varlığımız yok” ifadesini kullandı.

25/11/2009

İL İL BAYRAM NAMAZI SAATLERİ(2009)

Adana: 07.12,
Adıyaman: 07.02,
Afyonkarahisar: 07.36,
Ağrı: 06.49,
Aksaray: 07.21,
Amasya: 07.21,
Ankara: 07.31,
Antalya: 07.30,
Ardahan: 06.56,
Artvin: 06.59,
Aydın: 07.44,
Balıkesir: 07.50,
Bartın: 07.39,
Batman: 06.51,
Bayburt: 07.02,
Bilecik: 07.43,
Bingöl: 06.57,
Bitlis: 06.49,
Bolu: 07.39,
Burdur: 07.34,
Bursa: 07.47,
Çanakkale: 07.57,
Çankırı: 07.30,
Çorum: 07.24,
Denizli: 07.39,
Diyarbakır: 06.55,
Düzce: 07.41,
Edirne: 08.02,
Elazığ: 07.01,
Erzincan: 07.04,
Erzurum: 06.57,
Eskişehir: 07.40,
Gaziantep: 07.04,
Giresun: 07.12,
Gümüşhane: 07.06,
Hakkari: 06.40,
Hatay: 07.06,
Iğdır, 06.46,
Isparta: 07.33,
İstanbul: 07.50,
İzmir: 07.49,
Kahramanmaraş: 07.07,
Karabük: 07.36,
Karaman: 07.21,
Kars: 06.52,
Kastamonu: 07.32,
Kayseri: 07.16,
Kilis: 07.04,
Kırıkkale: 07.28,
Kırklareli: 08.00,
Kırşehir: 07.23,
Kocaeli: 07.45,
Konya: 07.25,
Kütahya: 07.41,
Malatya: 07.04,
Manisa: 07.48,
Mardin: 06.51,
Mersin: 07.14,
Muğla: 07.40,
Muş: 06.52,
Nevşehir: 07.19,
Niğde: 07.17,
Ordu: 07.14,
Osmaniye: 07.08,
Rize: 07.04,
Sakarya: 07.44,
Samsun: 07.22,
Siirt: 06.48,
Sinop: 07.29,
Sivas: 07.14,
Şanlıurfa: 06.58,
Şırnak: 06.45,
Tekirdağ: 07.56,
Tokat: 07.17,
Trabzon: 07.07,
Tunceli: 07.01,
Uşak: 07.40,
Van: 06.44,
Yalova: 07.48,
Yozgat: 07.23,
Zonguldak: 07.40''

KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da bayram namazı saat 07.14'de kılınacak.

25/11/2009

BAYRAMDA TÜRKİYEDE HAVA(27.11.2009)

HARİTALI HAVA
HARİTAYA TIKLAYIN

21/11/2009

ERDOĞANI BİTİRECEKLER.!(ŞOK)RESME TIKLAYIN

TIKLA

16/11/2009

CHP KAN KAYBEDİYOR.!

Öymen'in Dersim'le ilgili skandal sözlerine yönelik tepkiler çığ gibi büyürken, CHP'de toplu istifa şoku yaşandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in, Meclis Genel Kurul Toplantısı'nda yaptığı konuşmaya tepki gösteren Gaziantep'in Araban ilçesine bağlı Alevi köylerinden Başpınar'lı vatandaşlar, topluca CHP'den istifa edip AK Parti'ye geçme kararı aldı.

Köy muhtarı Hüseyin Kutlu önderliğinde CHP'den istifa edip AK Parti'ye geçmeyi kararlaştıran Başpınarlılar, birkaç gün içinde AK Parti'ye müracaat edip AK Partili olacak. 700 nüfuslu Başpınar köylüleri ve Avrupa'nın değişik ülkelerinde bulunan 500'ün üzerindeki Başpınarlılar, topluca CHP'den istifa edip AK Parti'ye geçme kararı aldı.

Başpınar köyü muhtarı Hüseyin Kutlu, Başpınar köyünde ikamet eden 700 kişinin ve Avrupa'nın değişik ülkelerinde işçi olarak çalışan 500'ün üzerindeki Başpınarlı Alevi'nin AK Parti'ye geçeceğini duyurdu. Kutlu, "CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in, 1937-1938 yıllarında Dersim'de yaşananlarla ilgili yaptığı konuşmayı talihsiz buluyorum. Partinin kurulduğu tarihten beri Alevi köyü olan Başpınarlılar olarak yapılan tüm seçimlerde oylarımızı CHP'den yana kullandık. Başpınar köylüleri olarak Öymen'in bu talihsiz konuşması yüzünden köyümüzde ikamet eden 700 kişi köy muhtarı olarak benimle tek tek görüşerek ve Avrupa'nın değişik ülkelerindeki 500'ün üzerindeki Alevi Başpınarlılar, bize telefonla ve internetle ulaşarak CHP'den ayrılma kararı aldıklarını bildirdi." dedi.

Bugüne kadar CHP'li olduklarını anımsatan Kutlu, "Başpınar köylüleri olarak üyesi bulunduğumuz CHP'den toplu olarak istifa ediyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti'nin kuruluşundan bugüne kadar ayrımcılık yapmadığı ve dürüst politikacı olduğu için Başpınar köylüleri olarak CHP'den toplu istifa ederek AK Parti'ye geçeceğiz. Alevi köyü olan Başpınar köylüleri olarak CHP'den toplu istifa edip AK Parti'ye geçmek için çalışmalarımız sürüyor. Kesinlikle bundan sonra Adalet ve Kalkınma Partiliyiz." diye konuştu.

zaman

16/11/2009

DİYABET HASTALARI MÜJDE.!

Türk bilim adamı Salih Şanlıoğlu ve ekibinin, şeker hastalarının birkaç yıl bile olsa insülin enjeksiyonu olmadan yaşamalarına olanak sağlayan “adacık nakli”ni gen tedavisiyle geliştiren ve sıçanlarda bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmadan başarıya ulaşmasını sağlayan araştırması, ABD'de yayımlanan Human Gene Therapy dergisine kapak oldu.


Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Gen Tedavi Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Salih Şanlıoğlu ve ekibi, dünyada yaklaşık 250 milyon diyabetli hastanın 25 milyonunu oluşturan insüline bağımlı (Tip 1) diyabet hastasının birkaç yıl da olsa insülin enjeksiyonsuz yaşamalarına olanak sağlayan “adacık nakli”nin, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmadan başarıya ulaşması için deneysel gen ve hücre tedavi metodu geliştirdi.

İnsüline bağımlı şeker hastaları için ümit vaad eden TÜBİTAK destekli araştırma, ABD'de yayımlanan Human Gene Therapy dergisinin ekim ayı sayısına kapak oldu.

Prof. Dr. Şanlıoğlu, yüksek kan şekeri seviyesini normal düzeye indirmek için insülin bağımlı şeker hastalığının tedavisinde standart rutin uygulama olarak hastalara günlük kan şeker düzeyi takibi ve periyodik insülin enjeksiyonu önerildiğini vurguladı.

İnsülin bağımlı şeker hastalığının tedavisindeki en kalıcı çözümün pankreas nakli olduğunu belirten Şanlıoğlu, buna karşın nakil yapılan organın reddedilmemesi için hastaların hayatları boyunca bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmaları gerektiğini söyledi.

Uzun süre bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanımının ciddi yan etkileri olduğunu ifade eden Şanlıoğlu, pankreas naklinin böbrek nakline ihtiyaç duyan ileri evre diyabetik hastalarda uygulandığını kaydetti.

İNSÜLİN ENJEKSİYONSUZ YAŞAM

İnsülin bağımlı şeker hastalığının tedavisinde pankreas organ nakline alternatif olarak geliştirilen bir diğer yöntemin “adacık nakli” olduğunu vurgulayan Şanlıoğlu, bu yöntemde hastaların karaciğerlerine, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlarla birlikte ölmüş vericilerden alınan pankreas hücreleri nakledildiğini kaydetti.

Pankreas dokusunda bulunan beta hücresi adacıklarının, insülin üreterek hastanın bu enzimi dışarıdan almasına gerek bırakmadığını ifade eden Şanlıoğlu, yapılan çok merkezli araştırmaların ilk birkaç yıl içerisinde nakledilen adacıkların karaciğerde fonksiyonlarını yitirdiklerini gösterdiğini belirtti.

Prof. Dr. Şanlıoğlu, hastaların pek çoğunun bu nedenle 5 yıl sonra tekrar insülin enjeksiyonuna ihtiyaç duyduklarına işaret ederek, “Bu nedenle hastalarda ciddi yan etkiler oluşturma potansiyeli olan bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanılmaksızın nakledilen adacıkları vücut içerisinde uzun süreli tahribattan koruyabilecek yeni gen tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine ihtiyaç vardır” dedi.

Bu amaçla henüz insanlarda denenmemiş deneysel bir gen ve hücre tedavi metodu geliştirdiklerini vurgulayan Şanlıoğlu, sıçanlarda bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullanmadan adacık naklinde daha uzun süre kan şekeri seviyesini normale indirdiklerini dile getirdi.

Şanlıoğlu, “Bugün için adacık naklinde karşılaşılan en önemli sorunları gidermek ancak uyguladığımız yöntemin zamanla kliniğe uygulanabilmesiyle mümkün olabilecektir. Human Gene Therapy dergisinin 2009 yılı Ekim ayı sayısında yayımlanan bu çalışmamız adacık hücre nakline getirdiği yenilikler sebebiyle aynı sayıda dergi kapağına konu olmuştur” dedi.

DERGİYE KAPAK OLAN ARAŞTIRMA

Şanlıoğlu ve ekibi, laboratuvar ortamında ilaç vererek pankreatik beta hücrelerini tahrip ettiği sıçanlarda insandakine benzer bir şeker hastalığı modeli geliştirildi.

Sonra şeker hastalığı oluşturulan sıçanlardan bir kısmına sağlıklı sıçanlardan alınan adacıklar (pankreatik beta hücre kümesi), bir kısmına da “TRAIL” geni nakledilen adacıklar yerleştirildi.

Nakil sonrası gen nakli yapılmayan adacıkların yerleştirildiği sıçanlarda şeker düzeyi kısa süreli olarak normal seviyelere, gen nakli yapılan adacıkların yerleştirildiği sıçanlarda ise çok daha uzun süre kan şeker seviyesi normal seviyelere indirildi.

Gen nakli yapılmış adacıklarla daha uzun süreli kan şeker düzeyinde normalleşmenin sağlanması, nakledilen genin insülin üreten adacıkları alıcı hastanın bağışıklık sistemi hücrelerine karşı koruyabildiğini gösterdi. Gen nakliyle adacıkların hücresel bir tahribattan korunması mümkün olurken, bunu başarmak için nakil sonrasında alıcının kendi bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanması gerekmedi.

hürriyet-sağlık

8/11/2009

RİSALE HABER




8/11/2009

İŞARETLERİMİ İNSANLARA GÖSTERİNİZ..!(ŞOK HABER)

Rusya'nın Dağıstan Bölgesi'nde Mahaçkale'de yaşayan bir ailenin daha bir yaşına bile gelmemiş bebeğinin vücudunda ortaya çıkan Arapça yazılar ülkedeki günün en çok konuşulan konuları arasına girdi.

Vücudunda farklı Arapça yazılar çıkan bebek, bilim adamlarını şaşkına çevirdi.

Rusya'nın Dağıstan Bölgesi'nde bulunan Mahaçkale'de yaşayan bir ailenin daha bir yaşına bile gelmemiş bebeğinin vücudunda ortaya çıkan Arapça yazılar ülkedeki günün en çok konuşulan konuları arasına girdi.

Doğduktan iki gün sonra bebeğin vücudunda yazıların ortaya çıkmaya başladığını söyleyen anne ve babası ortaya çıkışında bebeğe oldukça acı veren yazıların kendilerini şok ettiğini açıkladı.

Genellikle Pazartesi ve Cuma günleri farklı yazıların ortaya çıktığı belirtilen bebekte son çıkan yazıda ise; "İşaretlerimi insanlara gösteriniz" yazdığı tespit edildi. Doktorlar durumun görülmemiş bir vaka olduğunu belirtirken, bilimsel bir açıklamasının da bulunmadığını söylediler.

İŞTE O GÖRÜNTÜLER


31/10/2009

FAYDALI İNSANLARA ÖDÜL

Faydalı İnsan Projesi ödül getirdi

Faydalı insan projesiyle dikkat çeken eğimci Mehmet Akman’a Gaziantep Yesemek Rotary Kulübü Meslek Hizmet Ödülü verdi. Düzenlenen törende toplumsal kalkınmaya bireysel desteklere önem verdiğini ifade eden Yesemek Rotary Kulüp Başkanı Ömer Demir “Ulusal kalkınma hamlesinde bireysel çabalar büyük önem taşır. Eğitimci Mehmet Akman’ıyürektenkutluyorum” dedi.

Kötü alışkanlıklara sahip olan çocukların bu alışkanlıklarından vazgeçirilmesi yönünde önemli bir proje olarak kamuoyundan büyük taktir toplayan Faydalı İnsan Projesinin mimarı eğitimci Mehmet Akman Gaziantep Yesemek Rotary Kulüp tarafından meslek hizmet ödülüyle ödüllendirildi. Düzenlenen törende çok duygulandığını ifade eden Akman “Yesemek Rotary Kulübü başkan ve üyelerine teşekkür ediyorum. Bu güne kadar aldığım en anlamlı ödül bu ödüldür” dedi. Hizmet ve hizmet edenleri daima desteklediklerini ifade eden Yesemek Rotary Kulüp Başkanı Ömer Demir “Faydalı insan projesi gerçekten bir çok kötü alışkanlığa sahip olan özellikle çocuklarımızın geliştirilesi ve bu alışkanlıklarından kurtarılması için önemli bir çalışmadır. Kendisi eğitimin içerisinde olan ve insan yetiştirerek toplumun geleceğine mimarlık yapan hocamız Mehmet Akman’ı yürekten kutluyorum. Kulübümüz sosyal sorumluluk projelerinin hepsini yürekten desteklemektedir. Bu tür çalışmalar temiz toplum yaratılmasında da önemli rol oynayacaktır. Bizlerde bu projenin en önemli destekçileri arasında yer alacağız” dedi.

OLAYHABER


31/10/2009

NEVZAT TARHAN:HÜKÜMET GEREĞİNİ YAPMALI..!

Prof. Tarhan'ın resmi ideoloji teşhisi:

Tehdit kokan Cumhuriyet nutuklarını ve korku üzerine oluşturulmuş resmi ideolojiyi sorgulamak ve özeleştiri yapmak gerekmiyor mu? Not: Her farklı düşünceye ‘Karşı devrim’ diyenler bu yazıyı okumasınlar.

Hükümet de gerçek demokrasi istiyorsa artık gereğini yaparak üçlü kararname ile TSK’daki çürükleri temizlemelidir.

Bir büyük şirket düşününüz, dev ve uluslararası büyüklükte, şirket çeşitli nedenlerle geriledi ve iyi yönetilemedi. Daha sonra şirket yönetiminin çocukları yönetimi devraldılar, şirketi kurtardılar ve yeniden yapılandırdılar.

Bu durumda yönetimin devamında üç davranış biçimi ve üç yöntem vardır. Sayacağım sosyopsikolojik tavırlar (attitudes) birey, şirket ve ülke yönetimleri için geçerlidir.

Sağlıklı değişim yolu

Birincisi babalarına saygı gösterip onları onurlandırıp hem olumlu hem olumsuz yönlerini görerek onların hatırasını ‘minimalize’ ederek ama reddetmeyerek yaşatmak. Bu seçenekte değişim travması çözülür düşmanlık ve suçluluk duyguları oluşmadan cenaze defnedilir, yas yaşanır şirkette iç barış oluşur, vicdanlar rahat olduğu için evlatlarda iç huzur vardır. Baskın duygu özgüven ve empatidir. ‘Varoluş anksiyetesi’ yani varoluş, doğuş ve değişim travmasının sıkıntı ve kaygısını sağlıklı bir şekilde aştıkları için iç barış içinde yönetilirler birlik ve beraberliği sağlayabilirler.

Hatalı yöntem baba kompleksli uygulama

İkincisi varoluşunu babasına düşmanlık üzerine oturtup onun bütün hatıralarını silmek ve kendine yeni bir düzen kurmak için babayı kötüleme ve karalama ile hareket etmektir.

Aile şirketleri böyle davranırsa baba kompleksi içinde hareket etmiş olurlar. Baskın olan arka plan duygular korku, açgözlülük ve bencillik yani empati yoksunluğudur.

Özgüven eksikliği olan ve kendi egosunu kutsallaştırarak var olmaya çalışan bu tarz kişiler ‘varoluş anksiyetesi’ni yönetip çözemedikleri için hep huzursuzdurlar. Kendi içlerinde huzur olmadığı için yönettikleri şirkette ve devlette iç huzur olmaz yeni ayrılıklar yaşanır. 

Diğer hatalı uygulama ‘kutsallaştırma yöntemi’

Üçücüsü babalarının hatalarına rağmen yeni kurulan şirkette aynı hataları devam ettirmek babasını ‘mumyalaştırarak’ kutsallaştırmak. Yeni çözüm üretmeye engel olacak biçimde babayı ‘yeryüzü tanrısı’ gibi idealize etmek varoluş ve bireyselleşmeyi gerçekleştirememektir.

Varoluş için özgüvene sahip olamayan bağımlılık duyguları yüksek paternalistyani babacı, babayı ve atayı kutsallaştıran anlayışlar kendi çözüm ve modernizmini oluşturamadığı için iç huzur sağlayamazlar. Zamanın ruhuna uygun değişim gerçekleştiremedikleri için kendileri ile birlikte şirketleri de zarar görür. Küresel rekabette yenik düşerler.

Türkiye’de resmi ideoloji ‘Paternalist’tir.

Batı dünyası kendi modernizmini geliştirirken varoluş anksiyetesini yöneterek çağdaşlık standartlarını oluşturmuşlardır. İngiltere, Hollanda gibi kuzey demokrasileri monarşiyi minimalize etmiş fakat yok etmeyerek en sağlıklı geçişi yapmışlardır. Fransızlar baba kompleksi içinde çatışmalı jakoben, giyotinli değişimler yaşamış iç huzur için sürekli ikinci üçüncü Cumhuriyetler geliştirmeye çalışarak modernleşme yolunda ilerlemiştir. Türkiye ise Cumhuriyetin başında ‘Baba kompleksi’ ile hareket ederek Osmanlı düşmanlığı üzerinde varoluşunu yaşatmaya çalıştı. Fakat empati yoksunluğu ile bölünme ve irtica’ gibi korkular üzerine oluşan sistem nedeniyle iç huzur bulamamıştır. Fransa’nın 1800’lü yıllardaki birinci cumhuriyet dönemini tarzını seçerek, korktuklarını gerçekleştirecek tavır içinde bulunmuştur.

‘Babam bilir’ tarzı yönetimi hak etmiyoruz

1950’de Tek Parti Cumhuriyetinden sonra yaşanması gereken değişimi yine yaşayamadık ve fırsatı heba ettik. Türkiye, halen Cumhuriyetin kuruluşunda geliştirdiği o tarihlerin güncel ideolojisini resmi ideoloji adı altında mumyalaştırmış, kutsallaştırmış değişime direnerek varoluş anksiyetesini çözememiştir.

Paternalist yaklaşımlar özeleştiri yaptırmaz ve gelişmeyi engeller yazılı olmayan kuralları, inançları ve kutsalları vardır. Bu nedenle travmayı çözemez. Ünlü ve Politik Psikoloji çalışmaları ile tanıdığımız Prof. Vamık Volkan “Türkiye Osmanlı’nın ve Atatürk’ün yasını tutmayı başaramamıştır” derken haklıdır.

‘T.C.’  Osmanlı sonrası baba kompleksi ile hareket ederek modernizmi iç barışı bozacak şekilde yönetmiştir. 1950 sonrasında ise çok partili Cumhuriyete geçerken paternalizm yani babacılık  ile hareket ederek tek parti dönemindeki değerleri mumyalaştırarak ve kutsallaştırarak değişime direnmektedir.

Aydınlar çifte standartlı

Bunun nedeni toplumdan çok, güvendiğimiz aydınların çifte standardıdır. Yöneticilerin kendi menfaatlerini ülkenin menfaatinden önce tutmalarıdır.

Kendi kurulu düzendeki çıkarları nedeniyle direnen resmi ideolojinin yanlışlarına toplum umursamaz davranmamalıdır. Böyle davrandıkça haksız yöntemlerden kurtulmamız zordur. Seçimden seçime irade beyan etmekten öte ülkenin katılımcı ortağı gibi davranıp yanlış düşünen yöneticilere yeter demek gerekir.

1950’lerde metedolojisini aldığımız demokrasinin ideolojisini de almalıyız. Resmi ideolojimiz demokrat değildir.

Cuntacılar hesaba çekilmeyecek mi?

Ordumuz 87’nci yıla girerken en sıkıntılı Cumhuriyet Bayramını kutluyor. Abartılı özgüven işareti olan ‘Güçlü Ordu Güçlü Türkiye’ sloganı hataların devam edeceği işaretini veriyor ve endişeliyiz. Başkalarının acısı üzerinde huzur olmaz. Ordumuzun güçlü olması hepimizi mutlu eder ama vatandaşın üzerinde sopa gibi sallanarak ve korkutarak düzeni sağlayacaklarını zannedenler yanılıyorlar. Gerçek otorite korku uyandırarak değil güven uyandırarak sağlanır.

Türkiye gemisindeyiz ve kaptanın hatasına artık göz yummamalıyız. TSK içindeki çetelerin devamında toplum olarak “Benim sorumluluğum yok mu?” demeliyiz. İç barış istiyorsak özeleştiri yapabilmeliyiz. Hükümet de gerçek demokrasi istiyorsa artık gereğini yaparak üçlü kararname ile TSK’daki çürükleri temizlemelidir.

Ülke bizim, ordu bizim, Cumhuriyet bizim. Tabii mülkiyetin gereğini yaparsak.
Hepimizin Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun

Prof. Dr. Nevzat Tarhan - Haber 7
ntarhan@gmail.com