Özel Arama

8/1/2009

Ergenekon Nasıl Çökertilir


Derin devletin derinliklerine "kısa ve öz" bir yolculuk: Ergenekon Nasıl Çökertilir? "Bugün bizim elimizde hangi karara kimin evet kimin hayır diyeceğini, çocukların bile önceden tahmin edebildiği bir Anayasa Mahkememiz... 'Yargı taraftır, Devlet'ten yana taraftır' diyen bir Yargıtay Başkanımız... 'Efendim daha ne bekliyorsunuz" diyerek generallerin kapılarını aşındıran 'halkçı' partilerimiz...'Ergenekon işi çok uzadı, herkes bir adım geri atsın" diye çağrılar yapan dev anası sivil toplum örgütlerimiz... Türkiye'de ilk defa kontrgerilla kelimesini kullandıktan sonra bir faili meçhul cinayete kurban giden bir savcımız... Şemdinli'de Derin Devlet kuyusuna elini daldırdığı için, büyük medya ve meslektaşları tarafından linç edilen, görevi değil mesleği bile elinden alınan bir başka savcımız ve nihayetinde şu anda Ergenekon canavarına karşı tek başına mücadele veren, hayatı basın tarafından didik didik edilen, başına ne geleceğini kimsenin kestiremediği son savcımız var. Ne diyorsunuz? Biz de başarabilir miyiz? Ergenekon'dan çıkabilir miyiz?" Bu kitapta İtalyan Gladio'sunu çökerten efsane savcı Felice Casson yaşadıklarını, İtalya'yı ölümcül bir virüs gibi saran derin yapılanmayı adım adım nasıl bitirdiğini anlatıyor. Türkiye için "hayati" önem taşıyan önerilerde bulunuyor. Casson, gizli eğitimleri, özel eylemleri, Amerikan gizli servisinin parmağını, neo-Nazi faşistlerle mafya bağlantısını, "hür" basının, şeffaflığın ve halkı bilgilendirmenin önemini detaylarıyla aktarıyor bizlere. Türkiye'nin "stratejik bir fermuar" olduğunun altını çiziyor. "Ergenekon Nasıl Çökertilir?" kitabında derin yapılanmanın Türkiye ayağını, yaşanan tecrübeleri, bunun kökenlerini ve çözüm önerilerini ise Ali Bayramoğlu, Hasan Cemal, Ergin Cirmen, Cengiz Çandar, Yasemin Çongar ve Ömer Laçiner aktarıyor. Evet derin devlet üzerine çok şey söylendi. Fazla derin ve anlaşılmaz şeyler... Bu noktada derin devleti bizzat görmüş, yaşamış, sorgulamış, üzerine gitmiş, çökertmek için stratejiler geliştirmiş ve sonunda başarılı olmuş bir İtalyan savcının deneyimleri ile bu konuyu mesele edinmiş Türk aydınlarının fikirleri anlamlı ufuklar açıyor. Devletin derinlerine yapacağınız bu yolculuk için sizleri şimdiden uyarıyoruz. Bunları okuduktan sonra "tüm bunlar biliniyor da neden hala bu yapılar çökertilmiyor" diye fena halde rahatsız olacaksınız? Ama sakin olun! Yalnız değilsiniz...



<_script /><_script />

1/1/2009

KİTAP TAVSİYEM

OPERASYON ERGENEKON - Gizli Belgelerde Karanlık İlişkiler
OPERASYON ERGENEKON, karanlık ilişkilerin perde arkasını belgeleriyle ortaya koyuyor.
“Kuvvet komutanları Ak Parti’ye darbe yapmayı kararlaştırmışlardı. O gece İlker Başbuğ’u arayan Aytaç Yalman’ın kafasına takılan tek bir soru kalmıştı: Hilmi Özkök’ün hazırlattığı gizli ve özel rapor!”
 
“O gün, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın kapısını çalan kişi MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’du. Atasagun, Yalman’ı iki konudyardı ve son sözünü söyledi. Aytaç Yalman, bu görüşmeden sonra oyunun dışına çıktı ve kuvvet komutanlarının planı alt üst oldu!”
 
“Ergenekon’un 1 Numara’sı, İstanbul Orduevi’nde otururken önündeki gazeteden Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın isminin üstünü çizdi ve yanına bir not yazdı: ‘Olmadı Yaşar, olmadı’. Sonrası mâlum, istihbarat servisleri Ergenekon Operasyonu için düğmeye bastılar.” 
 
Dağlıca Baskını’nın perde arkasını araştıran ve kamuoyuna en doğru bilgileri veren Gazeteci Şamil Tayyar, Türkiye’yi sarsacak gizli belgeleri ilk kez bu kitapta yayınlıyor. Dağlıca Baskını’nda görevli komutanın cebinden çıkan el çizimi mevzi planları, Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalar hakkında Makine Kimya Enstitüsü tarafından hazırlanan tetkik raporları, Ergenekon üyelerinin kendi aralarında yaptıkları telefon görüşmeleri, Başbakan Erdoğan’a emekli bir albay tarafından gönderilen gizli mektup ve kuvvet komutanlarının hazırladığı darbe planları…
İHANET ÇEMBERİ
“Abdullah Öcalan, ABD güdümlü Ergenekon örgütünün bir üyesiydi. İlk eğitimini bu örgütün içinde almıştır. ABD, İngiltere ve İsrail derin devletleri ile bizim Ergenekon’un ortak kararıyla, Türkiye’deki ayrılıkçı iç dinamikleri kontrol etmek amacıyla, Öcalan’a bir terör örgütü kurma görevi verilmiştir. ” 

“Uğur Mumcu ile Eşref Bitlis’in ölüm tarihr dikkat ediniz: Mumcu, ölmeden birkaç gün önce, Cumhurbaşkanı Özal’dan gizli bir konuyu görüşmek için randevu talep etmiş, konu hakkında Bitlis’e de telefonla bilgi vermiştir. Mumcu, bu görüşmeden birkaç gün sonra suikasta uğramış, konu hakkında açıklama yapacağını söyleyen Bitlis Paşa da hemen arkasından hayatını kaybetmiştir. Bakınız, Türkiye olarak şimdi söyleyeceklerimle yüzleşmek zorundayız!”
 
 “Ergenekon Operasyonu’nda, bu yapılanma içinde bulunan bazı kişilerin Hizbullah terör örgütü içinde aktif rol oynadığı belirlendi. Bu ilişki, Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’a düzenlenen suikastı bir kez daha gündeme getiriyor. Çünkü Okkan suikastını işlediği söylenen sanıkların dosyasında, suikastın sanıklar tarafından işlenmediği yazılı.”
 
“Geçmişte, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’na suikast düzenlediler, Genelkurmay Başkanı olmasını engellemek istediler, fakat kurşun bir albaya isabet etti. Aynı kişilerin Başbakan Erdoğan’la birlikte TSK’nın üst düzey komutanlarından birkaçını hedef aldıkları istihbaratı güvenlik birimlerini harekete geçirmiş durumda…”
 
Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Bülent Orakoğlu, Türkiye’nin yüzleşmesi gereken korkunç gerçekleri ilk kez bu kitapta açıklıyor.

ERDOĞAN OPERASYONU
Ömer Lütfi Mete ve Prof. Dr. Mahir Kaynak’tan çarpıcı bir çalışma daha…
Küresel Sermaye’nin İktidar Savaşı ERDOĞAN OPERASYONU çıktı.
“Bugün iki düşman gibi görünen ABD ve Rusya perde arkasında yeni bir denge politikası kurmak için anlaştılar. Türkiye’nin bu yeni düzende hangi safta yer alacağını konuşmamız lazım. Çünkü bu yeni süreç, Türkiye’de büyük dönüşümlere sebep olacak.”
“Yeni süreçte Erdoğan ve ekibi taye edilecek fakat yine bu partideki bir grup isim iktidara gelecektir. Yeni lider orduyla kavga etmeyen, eşinin başı açık ama başörtüsünü serbest bırakacak, Kürt değil ama Kürtlerle çatışmayan biri olacak…” 
“Gül ve Erdoğan arasındaki ayrılık, Türkiye’nin stratejik müttefikinin hangi güç olacağı konusundaki görüş farklılığından kaynaklanıyor. Meselâ Gül, İngiltere ile ittifak kurmak isterken, Erdoğan ABD’yi tercih ediyor olabilir. İngiltere Kraliçesi’nin ziyaretini böyle değerlendirmek gerekir.”
“Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesiyle, aslında başbakan olmasının önüne geçmek istediler. Şimdi süreç tersinden işliyor. Bu kez iktidara, Gül’ün uyguladığı politikaları takip edecek bir isim geçebilir…”