İDAMLA YARGILANAN GENEL KURMAY BAŞKANI.!(1958 - 27 Mayıs 1960)

TÜRKİYE'Yİ 100 YIL GERİYE GÖTÜREN VE TARİHE DEMOKRASİ AYIBI OLARAK GEÇEN 27 MAYIS 1960 TARİHİNDE DÖNEMİN GENEL KURMAY BAŞKANI'NIN BAŞINA GELENLER.!
Mustafa Rüştü Erdelhun, dönemin genelkurmay başkanı idi. 27 Mayıs İhtilalinden sonra Yassıada Mahkemelerinde büyük haksızlıklara uğrayanların başında geliyordu. Bu süreçte ilk kez bir genelkurmay başkanının tüm rütbeleri söküldü ve er statüsünde yargılandı. Sonuç idamdı...
Türk siyasi tarihinde nice acılara sebebiyet verilmiş, dönülmesi zor kararların alındığı bir tarih 27 Mayıs...10 yıl süreyle ülkeyi idare eden ve tek parti dönemine son veren merhum Başbakan Adnan Menderes ve iki bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile Hasan Polatkanın idam edilmeleri sürecini başlatan 27 Mayıs 1960 DARBESİ Darağacına gönderilen bir başbakan ve iki bakanın yanısıra yüzlerce politikacı ve bürokrat da müthiş mağduriyetler ve kısıtlamalar yaşatmıştı,Bunlardan birisi de dönemin genelkurmay başkanı Org. Rüştü Erdelhun idi.
1'inci Dünya ve Kurtuluş Savaşı'na katılmış.Orgeneral ERDELHUN; Harp Madalyası, İftihar Madalyası, İstiklal Madalyası ile Mecidiye Nişanı, Alman Demir Haç Nişanı ve Kore Meziyet Nişanı sahibidir.Bayan Vasfiye ERDELHUN ile evlenmiştir. İngilizce, Fransızca ve Japonca bilmektedir. 9 Kasım 1983 tarihinde vefat etmiş, Ankara'da Cebeci Asri Mezarlığı'nda toprağa verilmiştir.

Elleri arkadan bağlıydı

Genelkurmay başkanı iken 27 Mayıs İhtilali yapılmış ve gelen ihtilal yönetimi tarafından apar topar bir hafta içinde emekliye sevkedilmiş, ardından da tüm Demokrat Partililer gibi Yassıadaya sevkedilmişti. İmralıya yüzbaşı Erdoğan Argun kumandasındaki subay ve erlerin muhafazasında elleri arkadan kelepçeli olarak götürülmüştü. Diğer siyesilerle birlikte Rüştü Erdelhun için de acılı günler başlamıştı; zira, Yassıadaya olağanüstü şartlar içinde götürülmüş, tüm rütbeleri sökülmüş ve konumu er statüsüne indirgenmişti. Yassıada Mahkemesi Başkanı Salim Başol, Başsavcı Ömer Altay Egesel ve öteki yetkililer kendisini adeta bir partili gibi yargılamışlar, asker olmasına karşılık partili sınıfına sokmaya büyük çaba göstermişlerdi. Tüm yargılama süreci içinde Mahkeme Başkanı ile Erdelhun Paşa arasında geçen konuşmalar bunu açıklıkla gösteriyordu.

Önce idam verildi

Yassıadanın olağanüstü şartlarından çıkan karar ise yine olağanüstü idi: İdam. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk daha gerçekleşiyor ve yıllarca orduya hizmet eden, son olarak da ordunun başı olan bir komutan, bir dönem emrinde çalışan kişilerin reyleriyle idama mahkum ediliyordu. Bu kararın ardından toplanan Milli Birlik Komitesi İrtibat Bürosunun 58 Sayılı Tebliği şu şekildeydi; 1 Yüksek Adalet Divanınca ölüm cezasına mahkum edilen sanıklardan sakıt Reisicumhur Celal Bayar, sakıt Başbakan Adnan Menderes, sakıt Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve sakıt Maliye Bakanı Hasan Polatkanın ölüm cezaları Milli Birlik Komitesinin 15 Eylül 1961 gün ve 75 numaralı kararı ile tasdik edilmiştir. Ancak sakıt Reisicumhur Celal Bayarın 65 yaşını bitirmiş olması dolayısıyle verilen ölüm cezası müebbet ağır hapse tahvil edilmiştir. 2 Ölüm cezasına mahkum edilen Refik Koraltan, Agah Erozan, İbrahim Kirazoğlu, Ahmet Hamdi Sancar, Nusret Kirişçioğlu, Bahadır Dülger, Emin Kalafat, Baha Akşit, Osman Kavrakoğlu, Zeki Erataman ve Rüştü Erdelhunun cezaları da 15 Eylül 1961 gün ve 75 numaralı kararla müebbet ağır hapse çevrilmiştir. Tebliğ olunur.

Hapiste ne kadar kaldı?

Yassıada Yüksek Adalet Divanı tarafından 146/1 hükmünce ve oy çokluğu ile Hıfzı Tüz, Abdullah Üner, Selman Yörük ve Başkan 146/3ün teşdiden tatbiki reyini kullandılar önce ölüm cezasına çarptırılan ardından da bu hükmün müebbet hapse çevrildiği Erdelhun Paşa öteki Yassıada mahkumlarıyla birlikte yaklaşık 1 sene Kayseri Cezaevinde kalır. Afla ilgili çalışmalar Milli Şef İsmet İnönü başbakanlığındaki koalisyon hükümeti döneminde 1962 yılında hızlanır ve cezaların azaltılmasıyla 283 kişi serbest bırakılır. Bundan sonra Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel de kendi yetkisini kullanarak Refik Koraltan, Nedim Ökmen, Selim Yatağan, Kemal Aygün, Agah Erozan, Namık Argüç, Dilaver Argun, Bahadır Dülger, Samet Ağaoğlu, Selahattin İnan, Hilmi Dura, İzzet Akçalı affeder. Afedilenler arasında bir isim daha vardır; Rüştü Erdelhun. Eski genelkurmay başkanı için tutukluluk yılları sona ermiştir. 1964 yılının sonunda da Yassıada mahkumu kalmamıştır. Paşa, hapisten çıktıktan sonra İstanbula yerleşir.

Erdelhunun itirafları...

Rüştü Erdelhunun Kayseri'deki cezaevi günlerine tanıklık edenlerden biri de Demokrat Partili eski bakanlardan Rıfkı Salim Burçaktı. Ölümüne kadar Demokrat Kulübü Başkanlığını sürdüren Burçak anılarını derlediği kitapta Erdelhunla ilgili bölümlere de yer veriyor. Erdelhun kendisine Genelkurmay Başkanı olduğu 26 Ağustos 1958de, Ankarada büyük bir subay kitlesinin Halk Partisi'yle sempatize olduğunu, Ankarada teşekkül eden grupların hükümeti devirecek kuvvetleri elde edebilmek için kendi adamlarını kilit noktalara getirdiklerini, Milli Savunma Bakanı Ethem Menderesin de buna farkında olmayarak göz yumduğunu aktarır. Personel tayin yetkisinin Genelkurmaydan alınarak Savunma Bakanlığı uhdesine alınmasını da ihtilale giden yolun önemli bir kilometre taşı olarak belirtir eski Genelkurmay Başkanı. Erdelhunun, Burçaka anlattıkları arasında altı çizilmesi gereken bir itirafda şu; 21-22 Mayıs gecesi Erdelhun Paşa Çankayaya çağrılır. Ondan önce Ankara Garnizon Komutanı Selahattin Kaptan Paşa da Köşktedir. Tedbirler konuşulur ve herkes dağılır. Erdelhun tedbir olarak İzmitten ve Adapazarı'ndan 2. Tümeni Ankaraya getirecek, Harbiye Ankara dışına çıkarılacaktı. Bu tedbir konusunda fikrini almak için MS Bakanı Ethem Menderes, Selahattin Paşayı makamına çağırır ve Paşadan şu cevabı alır;Eğer Erdelhun Paşa böyle birşey yaparsa işte o zaman ihtilal çıkarırız. Böyle bir hareket orduda ikilik yaratır.erdelhun bu tepkiyi Burçaka Bu sözleri söyleyen Selahattin Paşa meğer ihtilalciler tarafına geçmiş imiş. Benim ikinci hatam bu zatı tanıyamamış olmamdır.sözleriyle dile getirir.


Bir ayrıntı

En yüksek askeri makam olan genelkurmay başkanlığı koltuğunda otururken bir anda rütbeleri sökülen ve er statüsünde Yassıada Mahkemelerinde yargılanarak, Türk siyasi tarihine Genelkurmay başkanı sıfatıyla ilk kez idama mahkum edilen isim olarak geçen Paşanın Yassıada günlerine ilişkin bir ayrıntıyı burada vermek gerekiyor. Paşa, Yassıadada yargılama süreci devam ederken Mahkeme Başkanlığından bir istekte bulunur; askeri mahkemede yargılanmak ister; bunu Yassıda Yüksek Adalet Divanından isterken gerekçesini şöyle açıklar;Bütün duruşmalarda burada görüldüğü veçhile bendenize suç diye isnad edilen şeyler, tamamen askeri mahiyettedir. Hükümetin umumi siyasetine genelkurmay başkanı sıfatı ile iştirak etmek veya ondan mesul olmak hususunda kanuni bir vasfım yoktur. Adalet Divanının takdirleri ile yahut vazifesizlik kararı ile bunu istiyorum.Paşa, bu talebini, Yassıada yargılama süreci içinde kendisine yardımcı olan avukatları S. Talip Diler ve Gültekin Malkoç aracılığıyla iletir. Ancak Mahkeme Başsavcısı Egesel buna karşı çıkar ve eski genelkurmay başkanının bu talebinin yersiz ve mesnetsiz olduğunu ileri sürer.

Değilim demesi kurtarmaz...

Eski genelkurmay başkanına yöneltilen suçlamalardan birisi de Kışlda Demokrat Partinin propagandasını yapmaktı. Erdelhun bu suçlamaya yönelik olarak kendisini şöyle savunuyordu;Ben Tugaya veda için gittiğimde Demokrat Parti için propaganda konuşması yapmadım. Benim bütün hassasiyetim ordunun siyasete ve politikaya karışmaması idi. Tabii birtakım hadiseler vardır, gençlik vardır, subaylar, askerler mütemadiyen heyecan halindedir. Ordu nihayet memleketin otoritesini temin edecek. Bu esnada İstanbulda birçok yabancı kimseler gelmiş, Nato Konseyi toplanmıştı. Çok hassas bir devre yaşıyorduk. Bu bakımdan subaylara politik işlere karışmamaları için nasihat ettim. Hükümetin kendileri lehine düşündüğü birçok hususları anlattım. Fakat asla Demokrat Parti lehine propaganda yapmadım. Maksat herhangi bir parti propagandası değil.

Ancak, Paşa kendisini ne kadar savunursa savunsun, Demokrat Partili olmadığını ne kadar anlatmaya çalışırsa çalışsın sonuçta bunlar nafile çabalar yerine geçecek, idama mahkum edilecektir. Devlet ise, o yıllarda darağacına gönderdiği Menderes ve arkadaşlarının itibarlarını yıllar sonra iade edecek, Erdelhun Paşanın cenazesine de yüksek düzeyde katılarak bir bakıma özür dileyecekti. Rüştü Erdelhun ise Yassıadanın izlerini ömrünün sonuna kadar hayatından çıkaramamış ve cezaevinden çıktıktan sonra münzevi bir yaşamı tercih etmiş. Siyasetten, politikadan ve sosyal yaşamdan soyutlamış kendini. Birinci Cihan Harbinde genç bir teğmen olarak başarılar göstermiş, 1921 yılında da Anadoluya geçerek Kurtuluş Savaşına katılmış ve İstiklal Madalyasına sahip olmuştu. Demokrat Partili olmakla yargılanmış ama hiç bir zaman siyasete girmemiş. Politikaya karışmamış ve gelen bütün siyaset tekliflerini de geri çevirmiş.




Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !